MAVİ LİMAN
• 5/1/2007 - İLMİN NERESİNDEYİZ?

İLMİN NERESİNDEYİZ?
Ya âlim ol, ya da ilim ögrenmenin yolunda bulun veya ilmi dinlemeye râm ol,yâhut da bunlari seven ol, (bu konuda) sakin besincisi olma, aksi takdirde helâk olursun." (Hadis-i Serif) Hz. Ali; "Belimi iki kisi kirmistir." der ve sunlari söyler: Serefinin ayaklar altina alinmasina göz yuman, hayâ perdesi yirtilmis utanmaz alim. Allah'a ibadet-u taatle yaklasip kullukta bulunan;ama ilim konusunda çaba göstermeyen câhil.
Her Müslüman'in Allah'a karsi olan vazifelerinde, hangi ibadeti nasil yapabilecegine matuf ilmi ögrenmeye çalismasi farzdir. Bu ilmin insani Allah'a yaklastirici olmasi gerekmektedir. Bu itibarla insani Allah'tan uzaklastiran ilim fayda degil zarar getirir. "Allah'im fayda getirmeyen ilimden... Sana siginirim" hadisinden anladigimiz da budur.
"Kimin ilmi artar da zühdü artmazsa, onun sadece Allah'tan uzaklasmasi artmis demektir." hadisi de bize ilim-takvâ dengesini ikaz etmektedir. Eger ilim, insani Allah'a ibadetten alikoyarsa, alikoydugu seyler nafile ibadetler bile olsa o ilim bereket getirmez. Kisinin ilmettigi seyler kendisini Allah yolundan alikoyuyorsa bu takdirde ilim adina ögrendigi seylere de dikkat etmesi gerekmektedir. Zira her ögrenilen sey ilim degil, insanin ayaginin kaymasi için birer vesîle de olabilir. Kisi eger nelerin ilim olup olmadigini ögrenmek isterse, ögrendiklerinin kendindeki etkilerine bakarak karar verebilir. Tabiî ki bu ifade ettiklerimiz, âlet ve fen ilimleri için uygulanamayabilir.
Imam Malik (ra) gerçek ilmin kalplerde huzur meydana getirecek bir özelligi oldugunu söyle ifade etmistir: "Ilim, her ögrenilen seyin baskalarina aktarilmasi ve bolca rivayet edilmesi degil o; Allah'in kalblere koydugu bir nurdur."
Su da unutulmamasi gerekir ki; aklin ve ilmin yüce degerini bir koz gibi kullanip dînî degerleri bunlara feda eden bir anlayis ne kadar yanlissa, müspet ilimlere uzak durup bunlarin fayda getirmeyecegini iddia etmek de o kadar yanlistir. Ilim; insani gerçek degerlerine yükselttigi ve mutluluga götürdügü ölçüde faydalidir. "Dinsiz ilim kör, ilimsiz din de topaldir."Allah'tan hakkiyla alimler korkar
"De ki Ey Habibim: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?"
(Zümer/9)
Allah'tan ancak âlimler hakkiyla hasyet ederler, korkarlar
(Fâtir/28)
"Ya âlim ol, ya da ilim ögrenmenin yolunda bulun (kendini buna zorla), veya ilmi dinlemeye râm ol, yâhut da bunlari seven ol, (bu konuda) sakin besincisi olma, aksi takdirde helâk olursun.
(Hadis-i Serif)
Kim bildigi ile amel ederse, Allah ona bilmedigini ögretir.
(Hadis-i Serif)
Âlimler disinda insanlar helâk oldu, ilmiyle amel etmeyen âlimler de helâk oldu. Bunlarin içerisinde ilminde ihlasli olmayan, Allah rizasi için ilim talep etmeyenler de helâk oldu. Iste sadece muhlis ve ilmiyle âmil âlimler kaldi. Bunlar da büyük bir tehlike üzeredirler.
(Hadis-i Serif)
Bu ilmi nasil elde ettin?
Imami A'zam'a sormuslar: Bu ilmi nasil elde ettin? Cevap vermis: "Esekler gibi sabir göstererek, köpekler gibi ilim adamlarina yaltaklanarak, kediler gibi tevazu göstererek, kargalar gibi sabaha kadar ilim yolunda seherleyerek..."Imam Sâfiî buyuruyor: "Hocam Vekî'ye hâfizamin zayifligi hususunu sikâyette bulundum. Bana masiyetleri günahlari terk etmem hususunda irsadda bulundu. Ve bana dedi ki: 'Bu ilim nurdur. Allah'in nuru da Allah'a isyan eden günahkarlara ulasmaz."
|
Yorum (12) :: Bağlantı
|
• 16/12/2006 - AKLIL VE DUYGUNUN SAVAŞI

AKIL VE DUYGUNUN SAVAŞI
Buyuk bir savas alanidir insanoglu Iki buyuk ordunun Iki buyuk imparatorlugun, Insanlik tarihi boyunca savastigi bir alan Insanlik tarihi boyunca insanin kendisi ile yaptigi en buyuk savastir bu Hep sorulan ve cevaplanamayan sorulardir savas alaninda carpisan Cevabi aranan: Savasi kazanan ne kazanacaktir Ve kimin kazanmasi gerektigidir Bir yanda akil imparatorlugu Diger yanda duygu imparatorlugu vardir Duygu imparatoru savasi kazanmak lazim der. Insan duygulari ile sever duygu ile guzellik katar yasama Sevgi ise amactir insan hayatinda O zaman biz kazanmaliyiz der duygular imparatoru Atilir hemen akil imparatoru Insan sevebilmek icin yasamak zorundadir, Beslenmek, kendini korumak zorundadir Yasam yoksa nasil olur sevgi, Nerde olusur sevgi yasam yoksa Bizim varligimizdir insana nasil beslenecegini Ve nasil yasami surdurmesi gerektigini ogreten Biz her zaman daha oncelikliyiz bu yuzden der akil imparatoru Itiraz hemen yukselir duygu imparatorundan Ama bizim varligimizla ogrenir insanoglu paylasmanin erdemini Duygulardir insana yardimlasmanin guzelligini gosteren Cevabi hazirdir akil imparatorunun Ama akil olmazsa paylasilacak ne olusabilir ki Ve akil olmayinca ne icin yardimlasma olacaktir Ama der duygu imparatoru Ben ruhun varligiyim onun sozcusuyum bensiz ne olabilirki Akil imparatoru gulumser ve Bende ruhun farkindaligiyim benle insan gorur varligini Benle farkina varir dunyanin isleyisinin muhtesemligine Algilamak benle olur der duygu gorup algilamamak neye yararki Ama gormeden neyi algilayabilirsin ki der akil Bu savas surer gider Iki tarafta bir galibin olmayacagini gorur Zeka bilgesine danismaya karar verirler kazanan orda belirlenecektir Gulumseyerek karsilar onlari zeka bilgesi Bu savasin yenileni yoktur olmayacaktir der Olmamasi lazimdir zaten Ne yapalim diye sorarlar iki ordunun imparatoru Akil imparatorunun guclu oglu ile Duygu imparatorunun zarif kizini evlendirmektir tek care der zeka bilgesi Onlarin cocugu ikinizinde birlesimi olacaktir Ve insanoglunu yonetmeye en iyi aday o dogacak cocuk olacaktir Insanoglu ne zaman kararlarini duygu ile aklin kesistigi noktada verir O zaman dogruyu bulur O zaman dunya da dogruya yonelir Ve insanoglunun savasi der zeka bilgesi Ancak insanin icindeki bu savasi kazanmakla biter Ve bu savasin kaybedeni asla olmaz....
|
Yorum (12) :: Bağlantı
|
• 6/12/2006 - BÜYÜK İSKENDER

Büyük Iskender bir gün vezirlerini toplamis ve onlara : -Ben öldügümde cenaze merasimimi söyledigim gibi yapin demis ! Ülkemin dörtbir yanindan tebaamdan olan insanlari çagirin ! Cenazemin önünden askerlerim yürüsünler silahlariyla, Cenazemin sagindan alimler yürüsünler kitaplariyla, Cenazemin solundan zenginler yürüsünler mallariyla, Cenazemin arkasindan ise fakirler ve garipler yürüsünler gözyasi ve dualariyla !.. Sag elime bir Altin küre verin, sol elimi ise bos birakin taa ki Mezara dek, demis ! Vezirler Büyük Iskender'in bu söyledikleri karsisinda sasirmislar ve "Bunu bilse bilse Büyük Iskender'in hocasi Diyogen bilebilir" demisler ve Diyogen'e sormaya karar vermisler!.. Vezirleri dinleyen Diyogen demis , - " Iskender'in Ne kadar büyük oldugunu bir kez daha anladim" demis ve ilave etmis : - Iskender sunu anlatmak istemis . : Cenazenin önünden yürüyen askerler ölümüne silahlariyla dahi engel olamadilar, Cenazenin sagidan yürüyen alimler ölümüne kitaplariyla dahi engel olamadilar Cenazenin solundan yürüyen zenginler ölümüne mallariyla dahi engel olamadilar ve Cenazenin arkasindan yürüyen fakirler ve garipler ölümüne gözyasi ve dualariyla dahi engel olamadilar!.. Sag elindeki altin küre ise bu dünyada sahip olabilecegi her seye sahip oldugunu, Sol elinin bos olmasi ise bu dünyadan ELI BOS geldim ELI BOS gidiyorum!... dedigini gösteriyor... |
Yorum (0) :: Bağlantı
|
• 26/11/2006 - BİR SEVGİ EYLEMİYLE

BİR SEVGİ EYLEMİYLE HARCANMAMIŞ BİR GÜN GÜNDÜRKAYBEDİLMİŞ BİR
Sevmek için o kadar fırsatımız olmasına karşın dünyada o kadar az sevgi vardır ki. İnsanlar yalnız ağlamakta, yalnız ölmekteler. Çocuklara kötü muamele edilmekte, yaşlılar son günlerini sevecenlik ve sevgiden uzak geçirmektedirler. Sevgi gösterisine bu kadar çok ihtiyaç olan bir dünyada,yaşamımızdaki insanlara sadece sıcak bir kucaklama yada uzatılan bir elden daha karmaşık olmayan bir hareketle yardım edecek büyük bir gücümüz olduğunu,anlamak çok önemlidir. Avila'li Teresa şöyle yalvarmaktadır: "Pek çok sevgi eylemine alıştırın kendinizi, çünkü bunlar ruhu tutuşturur ve eritir." Dünyayı daha iyi, daha sevgi dolu bir yer yapmak için neler yaptığımızı düşünmek için en uygun zaman günün sonudur. Geceler boyunca aklımıza hiç bir şey gelmiyorsa dünyayı daha iyiye doğru nasıl değiştirebileceğimizi düşünmek için de uygun bir zamandır bu. Öyle çok büyük boyutlu şeyler yapmamıza gerek yoktur; var olan basit şeyler üzerinde bir şeyler yapmak da yeterlidir: Etmediğimiz bir telefon,yazmayı ertelediğimiz o not, takdir etmediğimiz o iyilik. İş sevgiyi vermeye gelince fırsatlar sonsuzdur ve bunu hepimiz yapabiliriz. SEVGİ ANLAYIŞLA YAŞAR Anlayış karşıdakinin görüşünü anlamaktır. Başkalarına kendine davranılmasını istediğin gibi davran kuralı,anlayışın bir örneğidir. Bu, kişisel ilişkilerimizi güçlendirmeye yarayan çok kuvvetli bir insan huyudur.Anlayış, başkalarının görüşünü kabul etmemiz gerektiği demek değildir. Sadece onu anlamaya çalışmaya hazır olduğumuz demektir. Herkesin, bizimkilere uymayan,kendileri için geçerli olan kendi deneyimleri olduğunu kabul etmedikçe, bunu yapamayız. Herkesin dünyayı bizim gibi görmesini bekleyemeyiz. Gerçek anlayış,ancak kendi dışımıza çıkabildiğimiz ve nesnelerin öteki insanlara nasıl göründüğünü anlamaya çalıştığımız zaman gelecektir. Pek çok kere ilk görüşte kolaylıkla umursanmayacak ve unutulacak insanlara rastlamışımdır. Ancak, onlar hakkında daha çok bilgi edinmek için zaman >ayırdığımda hemen hemen her zaman onların davranışlarını kabul edebilir >bulmuşumdur. Bu da bana olumsuz önyargılarımın çoğu zaman ne kadar yanlış olabileceğini öğretmiştir.Anlayış bir huy haline dönünce, artık o anın tutkusunun esiri değilizdir ve sevme yeteneğimiz sınırsıza ulaşacaktır. GÜÇLÜKLERİ SEVGİYLE YENMEK Karşılaştığımız güçlükler eylem gerektirir. Sevgi eylemi çözüm getirir. Sevgimizin gücü, sorunlarla ve düş kırıklıklarıyla nasıl başa çıktığımızda kendini gösterir. Yaşamımızda her şey güzelce akıp giderken hoş ve olumlu olmak kolaydır. Ama yaşamın akışı değişip de geçici olarak bizi güçsüz bırakırsa, o zaman gerçek gücümüz ortaya çıkar. Sevgi bize "Neden ben?" diyerek zaman kaybetmemeyi,onun yerine, "Şimdi ne yapmalı?" demeyi öğretir.Birinci soru gereksiz ve anlamsız bir çatışmaya götürür, ama ikincisi kendine acımanın ve anlamsız suçlamanın yükünü taşımayan bir eylemi akla getirir.Eğer sevgi varsa, güçlükler bozulan ilişkilerin nedeni değildir. Aslında bu durum bizim değişip ayakta >kalmamızı sağlar.
LEO BUSCAGLIA |
Yorum (0) :: Bağlantı
|
• 23/11/2006 - DÖNDÜMMMMMMMM
SEVGİLİ ARKADAŞLARIM ARTIK DÖNDÜM.
VE İŞTE İLK YAZIMIZ GELDİ.HEPİNİZİ BEKLİYORUM:)) |
Yorum (3) :: Bağlantı
|
• 23/11/2006 - AKIL VE DUYGUNUN SAVAŞI

AKIL VE DUYGUNUN SAVAŞI
Buyuk bir savas alanidir insanoglu Iki buyuk ordunun Iki buyuk imparatorlugun, Insanlik tarihi boyunca savastigi bir alan Insanlik tarihi boyunca insanin kendisi ile yaptigi en buyuk savastir bu Hep sorulan ve cevaplanamayan sorulardir savas alaninda carpisan Cevabi aranan: Savasi kazanan ne kazanacaktir Ve kimin kazanmasi gerektigidir Bir yanda akil imparatorlugu Diger yanda duygu imparatorlugu vardir Duygu imparatoru savasi kazanmak lazim der. Insan duygulari ile sever duygu ile guzellik katar yasama Sevgi ise amactir insan hayatinda O zaman biz kazanmaliyiz der duygular imparatoru Atilir hemen akil imparatoru Insan sevebilmek icin yasamak zorundadir, Beslenmek, kendini korumak zorundadir Yasam yoksa nasil olur sevgi, Nerde olusur sevgi yasam yoksa Bizim varligimizdir insana nasil beslenecegini Ve nasil yasami surdurmesi gerektigini ogreten Biz her zaman daha oncelikliyiz bu yuzden der akil imparatoru Itiraz hemen yukselir duygu imparatorundan Ama bizim varligimizla ogrenir insanoglu paylasmanin erdemini Duygulardir insana yardimlasmanin guzelligini gosteren Cevabi hazirdir akil imparatorunun Ama akil olmazsa paylasilacak ne olusabilir ki Ve akil olmayinca ne icin yardimlasma olacaktir Ama der duygu imparatoru Ben ruhun varligiyim onun sozcusuyum bensiz ne olabilirki Akil imparatoru gulumser ve Bende ruhun farkindaligiyim benle insan gorur varligini Benle farkina varir dunyanin isleyisinin muhtesemligine Algilamak benle olur der duygu gorup algilamamak neye yararki Ama gormeden neyi algilayabilirsin ki der akil Bu savas surer gider Iki tarafta bir galibin olmayacagini gorur Zeka bilgesine danismaya karar verirler kazanan orda belirlenecektir Gulumseyerek karsilar onlari zeka bilgesi Bu savasin yenileni yoktur olmayacaktir der Olmamasi lazimdir zaten Ne yapalim diye sorarlar iki ordunun imparatoru Akil imparatorunun guclu oglu ile Duygu imparatorunun zarif kizini evlendirmektir tek care der zeka bilgesi Onlarin cocugu ikinizinde birlesimi olacaktir Ve insanoglunu yonetmeye en iyi aday o dogacak cocuk olacaktir Insanoglu ne zaman kararlarini duygu ile aklin kesistigi noktada verir O zaman dogruyu bulur O zaman dunya da dogruya yonelir Ve insanoglunun savasi der zeka bilgesi Ancak insanin icindeki bu savasi kazanmakla biter Ve bu savasin kaybedeni asla olmaz.... |
Yorum (0) :: Bağlantı
|
• 28/10/2006 - UNUTMAYIN...

SEVGİLİ BLOGCU KARDEŞLERİM
YAKLAŞIK BİR AY KADAR ARANIZDA OLMYACAM.
UMARIM BENİ UNUTMASSINIZ.
HAKKINIZI HELAL EDİN.
YENİ YAZIMI EKLEDİM GİDİYORUM.
EN KISA ZAMANDA DÖNMEK UMUDUYLA..
HEPİNİZ ALLAH'A EMANET OLUN.
|
Yorum (9) :: Bağlantı
|
• 28/10/2006 - SEVMEK

SEVMEK
Kişi sevdiğiyle olmak ister!.Sevdiğinin hâliyle hâllenir... Sevgisi kadarıyla, onunla yaşar!.Sevginin ne olduğunu tam olarak bilemediğimiz için,çoğunlukla, "beğeni" ile "sevgi"yi birbirine karıştırırız.."Beğeni" yanında "sahip olma" arzusuyla açığa çıkar!.Bir nesneden hoşlandığında, beğendiğin şeye sahip olmak ve üzerinde tasarruf edebilmek arzusuyla yaşarsın...Bu tüm mahlukatta çok yaygın bir duygudur!.Kimi, beğendiğini cebine sokar;kimi beğendiğine tasma takıp yanında taşıyarak onunla hava atmak ister;kimi yakalayıp inine sürükler... Her mahlûk yaradılış fıtratına göre,beğendiği üzerinde tasarruf etmek ister."Sevmek" ise bundan çok farklıdır..Sevince, yanlızca sevdiğin için yaşamak istersin!.Yalnızca yanında olmak, yalnızca onun olmak,yalnızca onun zevk aldığıyla zevk alıp, sevmediğinden kaçmak istersin! Sevdiğin öylesine sarmıştır aklını, fikrini, ruhunu ki, her şey sana, onu hatırlatır; yanında iken bile onun içinde olmak istersin!...Yakınlık bile uzak gelir sana!...Sen kaybolursun, sende; sevdiğin kalır yalnızca, beyninde!..Onun bakışıyla bakar, onun değerlendirmesiyle değerlendirir,onun diliyle konuşmaya başlarsın!. Gözün ondan başkasını görmez,kulağın ondan başkasını duymaz,elin ondan başkasına uzanmaz olur!.Her an sana sahip olmasını; varlığının, tasarrufunun her an üzerinde olmasını, her an seni kucaklamasını istersin!...Bedensel yakınlık bile, korkunç uzaklık gibi gelir sana;ve onunla tek bir beden, tek bir ruh, tek bir şuur olmayı dilersin!.Sevgi, fıtratın müsait ise, sevdiğinde yok edesiye yakar seni;ve gün gelir kaşında-gözünde, yüzünde-dilinde sevdiğini görürler de, "sen o olmuşun" derler! Beğenen sahip olmak ister... Seven ise sevdiğinde yok olur; feda eder her şeyi sevdiği uğruna!. Bazılarının da sevgi kokusu sürülür üstüne; "aşığım" sanır!. Ama sevdiği uğruna, fedakarlık etmeye gelince sıra, o koku siliniverir üzerinden "kopamama" sabunuyla!.Parasından kopamaz... Mevkiinden kopamaz..Yakınlarından kopamaz... İçinde yaşadığı ortamın güzelliklerinden kopamaz... "Etraf"tan kopamaz!. Derken kusurlar belirmeye başlar sevdiğini sandığının üzerinde...Eksiklikler görmeye başlar başlar, yetersizlikler görmeye başlar...Bunlar önce acıma duygusuna dönüştürür sevgisiniuzaktan acıyarak seyretmeye başlar...Sonra tatlı bir anıya dönüşür, sevgi sandığı duyguları!.Bu tecrübe gösterir ki, onun fıtratında sevgi programı yoktur!..Beğeniyi, sevgi sanmıştır!..Uzaklaşma ondan gelmemiş de, karşısındakinden gelmişse,bu defa "nefret"e döner "beğeni"; ondan intikam alma duygusu gelişir içinde; ve vicdanla intikam dalgaları arasında bir o yana bir bu yana sürüklenir durur; terkedilmişliğin, uzaklaşmanın, layık olmadığını yaşamanın sanısı içinde!..Oysa yanlızca, fıtratında olmayan gerçek sevginin sonuçlarını yaşamaktadır!. Cüzdanı için, güzelliği-yakışıklılığı için, kendisine hoş gelen huyları için,mevkii-koltuğu için, ilmi için beğenmiştir; sevdiğini sanmış; sahip olamayınca da arzusuna erişememenin düş kırıklığı içinde kopmuş; yalnızca çıkarları doğrultusunda yaşamayı tercih etmiştir... Seven ise göze almıştır kopmayı... Dışlanmayı... Paradan-puldan, namdan nişandan, dosttan akrabadan uzak kalmayı... Fıtratından gelir sevgi!. Kulluğu sevmek üzeredir!. Onunla, sevmeyi yaşamak istediği için yaratmıştır onu Yaratan... O yüzden kopar anadan-babadan; dünyadan paradan! Seven, karşılıksız sever!... Beğenen karşılığını ister!. Benim istediğim gibi yaşarsan seni boğarım sahip olduklarıma, der beğenen!.. Onun zaten fıtratında yoktur sevgi, bilmez aşkın ne olduğunu!.. Ne üzere yaratılmışsa, odur tüm meşgalesi... Karınca gibi çalışır; maymun gibi çiftleşir; aslan gibi yavrularına sahip çıkar... Ama pervane gibi sevemez!. Atamaz kendini ateşe!. Sevgi sonunda yanmayı getirir!.. Beğeni ise sonunda kaçmayı!. Beğenen mahlûkat çoğunluğuna göre, "sevgi" delilikten bir türdür!.. Anlamazlar onlar, sevdiği uğruna, etraf ne derse desin deyip,her şarta katlanmayı! Ve "delillik bu" derler... Beğenme bir tür "hobi"dir!...Bazen ömür boyu sürer, bazen bir kaçyıl, bazen bir kaç ay!..Sevgi bir ömür boyudur!...Bitmez, tükenmez, bazen durulur, bazen coşar ama hiç gerilemez! |
Yorum (2) :: Bağlantı
|
• 23/10/2006 -

SEVGİLİ BLOGCU KARDEŞLERİM BAŞTA OLMAK ÜZERE
MÜSLÜMAN ALEMİNİN RAMAZAN BAYRAMINI KUTLAR
TÜM DÜNYADA HAYIRLARA VESİLE OLMASINI TEMENNİ EDERİM..
GÜLE GÜLE ONBİR AYIN SULTANI... |
Yorum (5) :: Bağlantı
|
|